7 Ekim 2010 Perşembe
Artık Balıkesir'den Gitmek İstiyorum
Ben ne ara 4. sınıf olmuşum. Zamanın sular seller gibi geçtiği dolu dolu Balıkesir deki 3 yılım ve ardndan şuan da için de bulunduğum 4. yılım. Eskiler arada bir iç geçirip ''hey gidi günler hey'' diyip iç geçirirler ya yaşlı olmak kısmını ele almazsak aynen öyle iç geçirişte bende bulunabilirim doğrusu. Balıkesir Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği. Bunu ilk öğrendiğim anda hiç ama hiç sevinmemiştim. Sanki Balıkesir'i tercih listeme bilerek eklememişim gibi ''niye Balıkesir'' diyişimle boğazıma bi yumruk oturmuştu. Nerde gönlümde yatan o güzel şehirlerdeki güzel üniversiteler, nerede Balıkesir. Olan olmuştu artık, maalesef ki Türkiye'nin vasaf üniversitelerinden birinde okuyup oradan mezun olacağım diyerekten kendimi Balıkesir de buluverdim bir anda. Küçücük bir şehir, kaybolmak imkansız, yolları bomboş. Ve hele ki indirim zamanında neredeyse kapısında yatıp kalktığım MANGO bu şehirde yok bile. Hiç bir şey beni yıldırmadı, mangonun olmayışı bile. Çok kısa zamanda öyle arkadaşlar edindim ki Balıkesir eskisi gibi itici gelmemeye başladı bana. Bursa'yı aramaz oldum. Ama Balıkesir'den Bursa'ya geldiğim zaman caddeler bile bana New York gibi geliyordu, ne yalan söyleyeyim ilk zamanlar öyleydi :) Balıkesirde ilk senemde yurt hayatımın ardından 2 yıl ev hayatım oldu. Maceralar, anılar, iyi-kötü günler ve kazanılan tecrübeler derken 4. sınıfa geldim ve kendi isteğimle yeniden bir yurt hayatım başladı. Şipşirin tek başıma kaldığım, bana fazlasıyla yeten bir yurt odası. Bir duvarı tamamen cam ve ufakta olsa balkona açılıyor, mini boy buzdolabım, 2 raf kütüphaneli çalışma masam hatta rafın bir tanesinde kitaplarım dizili iken ikincisinde parfümlerim, ojelerim, kremler ve lens solüsyonum dizili :) Birde LCD televizyonum var ki hatta şu anda bu yazıyı yazarken aynı anda ''TÜRKAN'' dizisini izlediğim :)) Haa birde benim için yurdun en büyük nimeti sağladığı kotasız internet hizmeti ki cnbc-e den takip edemediğim sevdiğim dizileri doyasıya izleyebiliyorum. Ne kadar Balıkesir de bulunuyor olmak höşmerim kadar bile tatlı gelmese de bana burada olmayı seviyorum. Ama hele bi okulum bitsin arkamı dönmeden Bursa'mın yolunu tutacağım :))
27 Ağustos 2010 Cuma
ev alma komşu al
10 yıldır ataevlerde bir sitede oturuyoruz. apartman hayatında komşuluk yok derler yaa hani insan kahve içecek bi kapı komşusuna hasret derler bu bizim apartmanda külliyen yalan. 7 kat, her katta 4 daire ve zemin katta 2 daire olmak üzere sadece bir apartmanda 30 haneyiz. neredeyse bi köy nüfusu kadar varız yani. sosyal ilişkileri normal bir insandan çok daha kuvvetli sevgili anneciğim ise apartmanın en az 15 hanesiyle aşırı samimi, geri kalan 15 haneyle ise normal yada normalin altında seyreden bi samimiliği vardır ki gene de samimidir. biz ev halkı babam ve betül'le bu durumu ara ara kıskanmıyor değiliz hele ki ben zaten annem benden başka her kimle daha fazla ilgilenirse haset ederim böylede bi kötü huyum vardır. durumlar böyle gözükürken 10 yıldır bize artık alıştığımızdan dolayı gayet normal gelen bir apartman hayatımız var gelirken, sadece 10 gündür bizde kalan arkadaşım Figen her kapı çalışında krizlere giriyor. hatta son esprimiz şuydu; gün boyu çalan zil ve eve gelen telefon aramalarıyla enerji üretecek olsak suyumuzu ve doğalgazımızı bedavaya getirtiriz :) ciddi anlamda bunu bende böyle düşünüyorum. figen bizde ve zil çalar. X komşu kapıdadır;
X: _ limonunuz var mı?
annem:_ bizdede kalmamış. (buzdolabına bakıp acı bir çığlıkla)
X:_ inanamıyorum ben şimdi nerden bulacağım yaa ufff
not:en uzağı 30 metre uzakta olmak üzere evin etrafında tam 4 tane süper market var.
başka bir zaman, aynı gün içindede olabilir Y komşumuz gelir, zil çalar;
Y:_ biber dolması yapıyordumda, dolmanın harcı attı, dolabınızda dolma biber var mı?
annem:_aa evet var ben de almıştım pazardanda da sıra gelmedi dolmalara pişiremedim, dur ben sana benimkileri vereyim.
Y:_hepsini vermene gerek yok, dur ben geçeyimde düzgünlerinden seçeyim 2-3tane. yazık harç çöpe gitmesin şimdi günah.
annem:_!'^^ ee tabi geç.
ben, figen ve betül içeriden bu konuşmaları duyarken gülme krizleri geçiriyoruz. ee tabi biz betül'le alışığız ama figen kahkahalarının arasında yuhhh ama bu kadarda olmaz derken biz genede aman duyulmasın çok ayıp olur deyip figentoşu susturuyoruz. süt,yumurta (semih kaplanoğlu filmlerini sıralar gibi oldu :)) ketçap, mayonez, soğan, tarçın, yoğurt... bizim apartmanın bir sakiniysen her an kapı çalabilir komşun bunlardan birini senden ödünç isteyebilir. son olarakta bu akşam eve o kadar yorgun geldim ki, sabah 6da uyanmışım, fizik tedavim sebebiyle nıprmalde 17:15 e kadar olan stajımdan 15:30 da çıkıp fizik tedavi seansı görüp ki bugün yüzüme elektrik dalgaları verdiler, bünyemi sarstı resmen eve öyle bir yorgun argın gelmişim ki zil gene çaldı ve Z komşumuz patates istedi ve annem ne yapsa beğenirsiniz. meğer bizimkide son patatesleri kızartmak için soymuş, doğramış evde yok demek ayıp olur diye bizim hazır patetesleri öylece vermedi mi. sonrada bana dönüp pişkin pişkin: aaaaa bak ne güzel üstünüde değiştirmemişsin hadi patates alıp geliver demez mi. aslında tam bir kavga sebebi. ama cevap bile vermeden evden çıkıp patates aldım, geldim ve birde patetesleri yemeğe hazırladım. ve figen bu akşamda bu olaya şahit olur. artık zil çaldığında evde betül'le bahis oluşturuyoruz. ben bu işten kesin köşeyi dönerim :))
X: _ limonunuz var mı?
annem:_ bizdede kalmamış. (buzdolabına bakıp acı bir çığlıkla)
X:_ inanamıyorum ben şimdi nerden bulacağım yaa ufff
not:en uzağı 30 metre uzakta olmak üzere evin etrafında tam 4 tane süper market var.
başka bir zaman, aynı gün içindede olabilir Y komşumuz gelir, zil çalar;
Y:_ biber dolması yapıyordumda, dolmanın harcı attı, dolabınızda dolma biber var mı?
annem:_aa evet var ben de almıştım pazardanda da sıra gelmedi dolmalara pişiremedim, dur ben sana benimkileri vereyim.
Y:_hepsini vermene gerek yok, dur ben geçeyimde düzgünlerinden seçeyim 2-3tane. yazık harç çöpe gitmesin şimdi günah.
annem:_!'^^ ee tabi geç.
ben, figen ve betül içeriden bu konuşmaları duyarken gülme krizleri geçiriyoruz. ee tabi biz betül'le alışığız ama figen kahkahalarının arasında yuhhh ama bu kadarda olmaz derken biz genede aman duyulmasın çok ayıp olur deyip figentoşu susturuyoruz. süt,yumurta (semih kaplanoğlu filmlerini sıralar gibi oldu :)) ketçap, mayonez, soğan, tarçın, yoğurt... bizim apartmanın bir sakiniysen her an kapı çalabilir komşun bunlardan birini senden ödünç isteyebilir. son olarakta bu akşam eve o kadar yorgun geldim ki, sabah 6da uyanmışım, fizik tedavim sebebiyle nıprmalde 17:15 e kadar olan stajımdan 15:30 da çıkıp fizik tedavi seansı görüp ki bugün yüzüme elektrik dalgaları verdiler, bünyemi sarstı resmen eve öyle bir yorgun argın gelmişim ki zil gene çaldı ve Z komşumuz patates istedi ve annem ne yapsa beğenirsiniz. meğer bizimkide son patatesleri kızartmak için soymuş, doğramış evde yok demek ayıp olur diye bizim hazır patetesleri öylece vermedi mi. sonrada bana dönüp pişkin pişkin: aaaaa bak ne güzel üstünüde değiştirmemişsin hadi patates alıp geliver demez mi. aslında tam bir kavga sebebi. ama cevap bile vermeden evden çıkıp patates aldım, geldim ve birde patetesleri yemeğe hazırladım. ve figen bu akşamda bu olaya şahit olur. artık zil çaldığında evde betül'le bahis oluşturuyoruz. ben bu işten kesin köşeyi dönerim :))
22 Ağustos 2010 Pazar
bu yaz
2 senedir yaz tatili diye bir kavram oluşmadı bende. sebep sadece bütünleme sınavları dolayısıyla temmuz 15 de biten okulum ve hemen ardından stajım. geçen yıl ne kadar güzel bir staj yaşamıştım, ama bu yıl ki geçen yıl DOSAB artıtmada yaptığım stajımı solladı. ''BOSCH'' kesinlikle bende burada çalışmalıyım. kıyı liman mühendisliği hayaliyle norveçe yerleşme hayalimi bile aldı benden. yani bu fabrikayı o kadar çok sevdim ki yüz felci halimle aynaya bile bakamazken stajıma gidiyorum. laf aramızsa sabahları bir stajer olarak değil bir mühendis edasıyla hazırlanıyorum :)) bu yazda bir bodrum,çeşme,alaçatı maceralarından ziyade bir BOSCH macerası yaşadım,çokta memnun kaldım. ne kadar aklımdaki mühendislik olmasada ne kadar istediğim üniversitede okumasamda yine de iyiki çevre mühendisliği okuyormuşum diye bazen kendimi onure bile ettim. bu yıl 4. sınıf oluyorum ve öyle bir 4.sınıf oluyorum ki yaa 5.sınıf olarak okulum uzarsa korkusuyla üçbuçuk atıyorum resmen. ne olursa olsun bu okul bian önce bitmeli ve ben iş hayatına atılmalıyım ve gelsin mali özgürlüğüm :))
Kaydol:
Yorumlar (Atom)